Türkiye’de kira fiyatları hızla yükselirken, dar gelirli vatandaşlar giderek zor yaşam koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Türk-İş’in Nisan ayı verilerine göre açlık sınırı 34 bin 587 liraya, yoksulluk sınırı ise 112 bin 661 liraya çıkarak dikkat çekici bir artış gösterdi. Mutfak enflasyonunun yıllık yüzde 40’a ulaşması ile birlikte, özellikle büyük şehirlerde konut kiraları da astronomik rakamlara ulaştı. Başkent Ankara’da ortalama kira bedelleri 25-28 bin lira arasında değişirken, asgari ücretle çalışan bir birey, maaşının tamamını kiraya vermek zorunda kalıyor. Emlakçı komisyonu ve depozito ile birlikte yeni bir eve taşınmanın maliyeti 75 bin lirayı bulabiliyor. Hatta, barakaların bile kiraları 15 bin liraya kadar çıkmış durumda.
Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Bağlum semtinde yayımlanan bir emlak ilanı, barınma krizinin ulaştığı noktayı gözler önüne serdi. Üç dağın arasında ve moloz yığınlarının ortasında yer alan 25 metrekarelik bir konteyner için aylık 15 bin 500 lira talep ediliyor. Bu konteynere şehir merkezinden ulaşabilmek için yaklaşık 45 dakika boyunca dar ve bozuk yollardan geçmek gerekiyor. İlan sahibi, bölgenin ıssızlığına dikkat çekerek en yakın market ve otobüs duraklarının 2 kilometre uzakta olduğunu belirtiyor. Güvenlik endişeleri ve yabani hayvan riski de dikkat çekiyor. Elektrikli ısıtıcı ile ısınan bu 1+0 yapının giriş maliyeti ise kira, emlakçı komisyonu ve 10 bin 500 liralık depozito ile birlikte toplamda 40 bin lirayı buluyor.
Ankara’daki barınma sorunu yalnızca konteynerlerle sınırlı kalmıyor; gecekondu kiraları da asgari ücret seviyesine yaklaşmış durumda. Polatlı’da 25 yıllık bir gecekondu için 10 bin lira talep edilirken, Yenimahalle’deki bir gecekondu için ise 17 bin lira kira ve 16 bin lira depozito isteniyor. Tüm Emlak Danışmanları Birliği (TEDB) Genel Başkanı Hakan Akçam, bu durumu “ekonomik değil, doğrudan sosyal bir sorun” olarak tanımlıyor. Dar gelirli vatandaşların çadırda kalmak, ucuz otellere sığınmak veya şehir çeperlerindeki niteliksiz konteynerlerde yaşamaya mecbur kaldığını vurgulayan Akçam, bu durumun sürdürülebilir olmadığını ifade ediyor.
Akçam, barınma krizinin çözümü için sosyal konut projelerinin hızlandırılması, konut arzının artırılması yönünde teşviklerin devreye alınması ve dar gelirli kesimlere yönelik kira desteklerinin artırılması gerektiğini belirtiyor. “Artık daha küçük, daha niteliksiz ve geçici yapılar yüksek bedellerle kiraya veriliyor. Bu durum sürdürülebilir değildir” diyen Akçam, çözüm önerilerini ortaya koyarak durumu düzeltmek için acil adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.